|
3
Bir padişahın bir cariyeye aşık olması v e cariyenin hastalanmasıyla padişahın tedavi için tedbir alması
Dünya ve din saltanatına sahip bir padişah vardı.
Tesadüfen bir gün ata inip avlanmak niyetiyle bir hayli yol aldıktan sonra,
Padişah, yolda bir cariye gördü. Elinde olmadan ona gönül verdi, kul oldu.
Gönül kuşu çırpınmaya başlayınca, cariyeyi satın almada acele etti.
Onu visal odasına süs yaptı. Fakat ansızın cariye hastalandı.
Birisi bir eşek bulur, palan bulamaz. Palanı bulunca da eşek kurdun nasibi olur.
Testi olsa, su elin ziyneti olmaz (su bulunmaz) Su bulununca da testi kırılır.
Padişah doktorları topladı ve: “Bu iki canın korunması gerektir.”
“Ben dertliyim, canımın canı, derdimin çaresi ve ilacı odur.”
“Kim benim canımı, sevgilimi tedavi ederse, o hazinelerime nail olur.” dedi.
Hepsi şaha, “Gayret edeceğiz, buna söz veriyoruz” dediler.
“Çağımızda hepimiz bu dünyasının bir Mesih’iyiz. Derde derman ve gönül yarasına merhemiz.”
İlahi iradeden tamamen gafil oldular. (İnşallah-Allah izin verirse demediler). Hak da onları tam bir acz ile kahreyledi.
“İnşaallahı” terk, acze sebep olur. Güzel huyun namesi Allah’ı zikirdir.
Gafilin işi makbul değildir. Devanın sırrı Hakk’a yakın olandadır.
Türlü tedavi tedbirinde bulundular ama hiçbiri maksadı sağlamadı.
Cariye hastalıktan kıl gibi olunca, şahın gözyaşları ırmağa döndü.
Sirkencübin safrayı arttırdı. Badem yağı kuruluğa sebep oldu.
Kara hali ile kabız oldu, sıkıntı geldi. Su, ateşe neft gibi tesir etti. |