Türkçe yolunda yabancı kelimeler
Son zamanlarda konuştuğumuz kelimelere dikkatimi verip, üzerinde düşünmeğe kullandığımız kelimelerin kökeni nedir diye merak edip sorgulamaya başladım. Elimde sözlükler, eski dil bilen tanışların eteklerinden tutup, peşlerini bırakmayışım… Dil grupları üzerine yoğunlaşmam neticesi içinden çıkılmaz bir hal aldı…
Ural-Altay dillerinden girdim, Ari dillerine yol aldım, Hint-Avrupa dillerine daldım. Sami dillerinden geçtim… Bilmediğim ve daha da kafamın karışmasına neden olan öyle bir hale girdim ki anlatamam… İçinden çıkılmaz dolambaçlı bir yola girdiğimi anladım. Bu arada öyle kelimeler gördüm ki, şaşkınlıktan küçük dilimi yutar oldum. Türkçedeki yabancı kelimeler yerine Türkçe ifadeler uydurulmuş ki… Bazen güldüm, bazen ağlanacak bir hale geldiğimizi gördüm… Atatürk’ün mal varlığını Türk Dil Kurumuna bırakmasının ardından, Türk Dil Kurumu’nun yapısı ilk olarak 1951 yılında değiştirilmiş. Kurumun devletten kopması sağlanmış. 1982–1983 yıllarında değiştirilen Anayasa ile Türk Tarih Kurumu, bir anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınarak tekrar devletle olan bağları yeniden güçlü olarak kurulmuş…
Türkçe kelimeleri bazı özelliklerinden tanıyoruz. Ancak bazı dillerden gelen kelimeler öyle oturmuş ki, artık onları benimsemiş ve kabullenmişiz. Ancak Türkçeleştirme adına da öyle katledilmiş kelimeler var ki, insanın küçük dilini yutası geliyor. Ben bir dil uzmanı değilim ama normal bir insan olarak artık buna da pes diyorum. Duyduğum ve okuduğum anda inanamadım. Türk Dil Kurumunu karalamak için bazı güçlerin ulusal marşımıza ulusal düttürü demesi… Bunlara birkaç örnek daha vereyim:
CD: çok yoğunlaştırılmış tekerlek çalar
Tren: alttan ittirmeli, üstten tüttürmeli, çok oturgaçlı götürgeç
Yumurta: tavuksal fırlatgaç
Restaurant: sosyal otlangaç
Hostes: gök götürü konuksal avrat
Fotoğraf makinası: şekil çeken
Otobüs: oturgaçlı götürgeç
Minibüs: kaptıkaçtı
Görülüyor ki Türkçemize darbe vurmak için neler uyduruluyor.
Toplumlar arasındaki kültür, sanat, siyaset ilişkileri toplumların üzerinde etkili oluyor. Doğal olarak bu dillerine de yansıyor. Bu sözcükleri, kendi kurallarımıza uydurup şekil ve ses değişikliği de yapabiliyoruz. Bilindiği gibi Türkçemizde sayısız yabancı sözcükler var. 2005’te yayınlanan Güncel Türkçe Sözlük 104.481 sözcük içeriyormuş ve sonraki yeni çalışmalarla 616.767 söz kapsar olmuş. Bu sözcüklerin %14’ünü yabancı kökenli olduğu tespit edilmiş. Buna karşılık Türkçeden diğer dillere geçen sözcük sayısı ise şöyle sıralanıyor:
Sırpça: 8995 Bulgarca: 3490 Yunanca: 2984 Farsça: 2969 Arnavutça: 2622 Rumence: 2780 Rusça: 2476 Arapça: 1990 Macarca: 1982 Ukraynaca: 800 İngilizce: 470 Çince: 289 Çekçe: 248 Urduca:227 Almanca: 166 İtalyanca: 146 Fince: 155
Görüldüğü gibi Türkçe dünya üzerinde çok konuşulan bir dildir. Bunun nedeni de Osmanlı’nın zamanında barındırdığı azınlıkların olmasıdır. Bu nedenle çok fazla yabancı sözcük alış-verişi olmuştur.
Şu şiirle noktalayalım ve yabancı sözcükler üzerine biraz düşünelim diyorum...
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı:
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya" diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri,
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim;
Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın "demo", sunucunun "spiker",
Gösteri adamının "showmen", Radyo sunucusunun "diskjokey",
Hanım ağanın, "firstlady" olduğuna
Şaşıranınız var mı?
Dükkânın "store", bakkalın "market", torbanın "poşet",
Mağazanın "süper", "hiper", "gross market",
Ucuzluğun, "damping" olduğuna
Kananınız var mı?
İlan tahtasının "billboard", sayı tablosunun "skorboard",
Bilgi alışının "brifing", bildirgenin "deklarasyon",
Merakın, uğrasın "hobby" olduğuna
Güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde"welcome" çıkışında "goodbye"
Okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın, "body guard",
Sanat ve meslek pirlerinin " Duayen",
İtibarın, saygınlığın,"prestij" olduğunu
Bileniniz var mı?
Sekinin, alanın "platform", merkezin "center",
Büyüğün "mega", küçüğün "mikro", sonun "final",
Özlemin hasretin, "nostalji" olduğunu
Öğreneniniz var mı?
İş hanımızın "plaza", bedestenimizin "galeria",
Sergi yerlerimizi, "center room", "show room",
Büyük şehirlerimizi, "mega kent" diye
Gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın "fast food",
Yemek çeşitlerimizin "menü",
Hesabını, "adisyon" diye
Ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi "dubleks",
Üç katlı komşu evini "tripleks",
Köşklerimizi "villa", eşiğimizi "antre",
Bahçe çiçeklerini "flora" diye
Koklayanınız var mı?
Sevimlinin "sempatik", sevimsizin "antipatik",
Vurguncunun "spekülatör", eşkıyanın "mafya",
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, "sponsorluk"
Diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezisini "picnic",
Bilgisayarı "computer", hava yastığını "air bag",
Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, "okey" diye
Konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler, "flash haber",
Yaşa, varol sevinçleri, "oley oley",
Yıldızları, "star" diye> >> >
Seyredeniniz var mı?
Virvirik dağının tepesindeki köyde,
Cafe show" levhasının altında,
Acının da acısı
Kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı,
İnancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,
Özün el diline özendiğine,
İçi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi,
Ata sözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi,
Ninnilerimizi kaybettik,
Türkçe'miz elden gidiyor,
Dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz,
Duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı ...
Hayal meyal hatırlayıp da,
Sahip çıkanınız var mı?
Yusuf YANÇ |